25 Mart 2026 Çarşamba

İsviçreli Robinson Ailesi


Bu yazı Jonathan Wyss'in İsviçreli Robinson Ailesi adlı kitabından uyarlanan ve aynı adla çekilmiş iki film arasında öznel karşılaştırmalar yapmak amacıyla yazılmıştır. İsviçreli Robinson Ailesi adlı kitabı okumadan, yalnızca filmleri izleyerek filmlerin kitaba ne kadar sadık kaldığını bilmeden ve kitaba bağlılıktan bağımsız düşüncelerimi paylaşacağım. Filmleri izlememiş olanlar için yazıda sürprizi yok eden hususlar yer alabileceğini belirtmek isterim.

1. İlk film 1940 yılında çekilmiş olup ikinci film 1960 yılında çekilmiştir.

2. İlk film siyah beyaz olup ikinci film renklidir.

3. İlk filmde İsviçreli Robinson Ailesinin yolculuğa çıkış nedeni ve ailenin yolculuk kararını nasıl aldığı gösterilmekte olup ikinci filmde ailenin yolculuğa neden çıktığı filmin başında gösterilmemektedir. İkinci film gemi yolculuğu ile başlamakta olup ailenin yolculuğa neden çıktığı ilerleyen sahnelerde kısaca açıklanıp bu hususa üstün körü değinilmektedir.

4.- İlk filmde ailenin 4 çocuğu varken ikinci filmde ailenin 3 çocuğu vardır.

5.- Her iki film temelde macera türünde ise de, ilk filmde macera filmin ağır basan yönü olmayıp kişilerin iç dünyası, duygu ve düşünceleri önem taşımaktadır. İkinci filmde ise tüm yoğunluk maceraya yöneltilmiştir.

6.- İlk filmde ailenin babası (William) yolculuğa çıkmaktan ve çıktıkları yolculukta başına gelenlerden pişman değildir. Yolculuğa çıkmayı kendisi istemiştir, başına gelenlerin Tanrı'nın isteği olduğunu düşünür ve yolculukta başına gelenlerden mutlu olduğu bile söylenebilir. İkinci filmde ise yolculukta başına gelenlerden sonra ailenin babası yolculuğa çıkmaktan pişman olmuştur.

7.- İlk filmde ailenin babasının (William) yolculuğa çıkma amacı dünyevi ve basit değil, uhrevi ve ulvidir. Ailesinin bir arada olmasını ve çocuklarının gerçek birer erkek olmalarını istemektedir. İkinci filmde ise ailenin babasının yolculuğa çıkmaktaki amacı Napoleon'un tüm Avrupa'yı savaş alanına çevirmiş olması nedeniyle çocuklarını savaş ortamından uzaklaştırmak, savaştan kaçmaktır. Yani amacı uhrevi ve ulvi değil, dünyevi ve basittir.

8.- İlk filmde anne (Elizabeth) yolculuğa çıkmak istememiş ve yolculukta başına gelenleri kabullenmemiştir. Adaya hemen uyum sağlayamamakta ve olanlardan kocasını (William) sorumlu tutmaktadır. İkinci filmde ise annenin yaşananlardan bir pişmanlığı yoktur. Adaya hemen uyum sağlar ve kocasını olanlardan ötürü suçlamaz.

9.- İlk film, ailenin yolculuğa çıkma amacının daha net bir şekilde gösterilmesi ve filmin içinde bu amacın ne olduğunun ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuş olması, ailenin başlarına gelen bu büyük felaketi hemen kabullenmeyişi, yaşananlara karşı ailenin içindeki tutum farklılıklarının gösterilmiş olması; buna karşın ikinci filmde konunun yalnızca macera boyutuyla ele alınmış olması karşısında benim tercihim ilk filmden yana. Benim ilk filme puanım 8, ikinci filme puanım ise 7'dir.

Filmleri izlemek isteyenler için her iki film de Disney+ platformunda bulunmaktadır. Şimdiden iyi seyirler...



14 Ocak 2025 Salı

100 Yıl Geçse De Türkiye Yine Aynı Türkiye

"... Kendi krallıklarını sürdürebilmek için olanca gücü ile savaşan iç ve dış burjuvalar bir avuç insanın çıkarı için bütün bir toplumun çıkarlarına taban çıkmakta bir sakınca görmüyorlar. Sömürgen davranışlara karşı ülkenin aydınları insanca yaşamanın sadece bir avuç azınlığın imtiyazı değil bütün bir toplumun hakkı olduğu gerçeğini başlarını kuma gömmüş deve kuşlarına anlatmaya çalışıyorlar. Toplumcular istiyor ki bu toprakların nimetleri bütün toplum yararına değerlendirilsin ve kurulmuş olan düzen tek yanlı çıkarlar için işlemesin.

   Bu memleketin bir petrol davası vardır. Yabancı petrol şirketleri Türkiye'nin petrollerini Türkiye'nin zararına işletmektedirler. Her geçen gün Türkiye'nin kalkınmasına harcanabilecek bu paralar bu şirketler nedeniyle yabancı çıkarlar uğruna değerlendirilmektedir..." (Engin Ünsal  - Barnave, Türkiye ve Yarın - Yeni Tanin - 1966)

Engin Ünsal yazısında bu düzeni değiştirmezsek 100 yıl sonra da Türkiye aynı Türkiye olur demiş. Aradan geçen 60 yılda sanırım Türkiye yine aynı Türkiye.





12 Ağustos 2024 Pazartesi

Stefan Zweig - Bir Çöküşün Öyküsü

   Stefan Zweig'ın Bir Çöküşün Öyküsü adlı kitabını okuyorum. Elimdeki kitap Romans Yayınları tarafından basılmış, 1. Baskı. Kitabın yazarıyla ya da kendisiyle ilgili bir şey yazmayacağım. Yazacaklarım kitabın dili ve belki de çevirmeni ile ilgili. Sözünü ettiğim kitap bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında dili en bozuk olanların başında geliyor. Kitapta her sayfada birden çok yazım hatası bulunuyor. Bir kitapta yazım hatası olabilir, bir iki tane hata görmezden gelinebilir ancak bu kitabın durumu hata denilip geçilecek türden değil, düpedüz kötü bir çıkarılmış. Neredeyse her sayfada birden çok hata olabilir mi! Kitabı bu haliyle okura sunmaktan hiç mi utanmadınız, yazılanları hiç mi kontrol etmediniz! Özne yüklem uyumsuzluğu mu dersin, dahi anlamındaki -de'nin bitişik yazılması mı dersin, sözcüklerin hatalı yazımı mı dersin...

     Kitabın çevirmeni Tahir Sami Eren imiş. Sözünü ettiğim hataların çevirmenden kaynaklı olduğunu düşünmek istemiyorum ama kitaptaki hatalardan ötürü kafam hatalara takıldı ve yazılanları anlayamaz oldum.

     Ben de tepkimi bu şekilde göstermeyi uygun gördüm.



1 Aralık 2023 Cuma

Youtube Yorumları Anatomisi

1.) İlk yorumlar

2.) İlk olmayan ilk yorumlar

3.) Şarkıcı/oyuncu için söylenen "Avrupa'da/Amerika'da olsaydı şimdi milyonlar izlenmişti. Türkiye'de değeri bilinmiyor." sözleri.

4.) Bilmem hangi takımlıyım ama şu takıma başarılar diliyorum yorumları.

5.) Rez alın buralar değerlenecek yorumları ve buralar değerlenecek yorumlarına yapılan "boşver değerlenmesin böyle kalsın. Biz bilelim." yorumları.

6.) Yıllar önce yapılan yorumlara yapılan "yaşıyor musun?" yorumları.

7.) Yorumu beğenin de siz beğendikçe gelip dinleyeyim yorumları.




14 Kasım 2023 Salı

İnsanın Tabiatı

 "Bir insanın tabiatından daha iyisini yapabilmesi zordu. Belki hayatta bundan daha zor bir şey yoktu."

İleri Bakmak - Vera Panova



31 Ekim 2023 Salı

Doğru Olanı Yapmak

"...Burslar bugün ödeniyor. Hala ne yapacağıma karar veremedim. İhtiyacı olan birine versinler. Ama almasam züppe biri olduğumu düşünecekler. Kendim kızlardan birine versem, diyecek ki "Generalin eşi, hayırsever olmak istiyor." Saşa'ya sordum, o da bana, "Almalısın elbette, bu senin hakkın." dedi. İhtiyacım olan her şeyimin olduğunu, bu paraya gerek olmadığını söyleyerek ona karşı çıkınca, "Sen bilirsin, bilmiyorum. Devlet bu parayı sana veriyor. Senin hayırseverliğine devletin ihtiyacı yok ki!" dedi. O da anlamıyor. Bu hayırseverlik yapmak değil ki... Doğru olanı yapmak..." (İleri Bakmak, Vera Panova)

Doğru olanı yapmak... Doğru olanı yapabilmek... Doğru olanın ne olduğunu bilmek... Doğru olanın ne olduğunu düşünmek... Doğru olanın ne olduğunu umursamak... Doğru olanı yapmayınca üzülmek, vicdan azabı duymak...



14 Ekim 2023 Cumartesi

Zıvanadan Çıkmış Ölüm


"Mezarlığa iskeletler, bedenler, tabutlar yayılmıştı, sanki ölüm iyice zıvanadan çıkmıştı da, yaşayanlar yetmezmiş gibi, mezarlarındaki mevtaları da yeniden öldürmek için çıkarıyordu."