Sungurlu'yla ilgili bu zamana kadar bildiğim tek şey vardı:
"Sungurlulu suçsuz subay suçlu Suriyeliyi su başında susuzluktan susturdu."
Diksiyon Eğitiminde öğrendiğim bu tekerlemeyi derinlemesine hiç düşünmemiştim. Sungurlu nerededir, nasıl bir yerdir, güzel midir, kötü müdür, yaşanılası bir yer midir, yoksa yaşanmaz bir yer mi?..
Aslında yolculuğum Sungurlu'ya değil. Ankara'dan Erzurum'a. Ancak; otobüslerde yer bulamadığım için bugün doğrudan Erzurum'a gidemiyorum. Madem öyle ben de bu durumu değerlendireyim dedim. Daha önce gitmediğim Çorum'a gideyim Çorum'u bir göreyim dedim. Çorum Merkez'de görülmesi gerekenler sıralamamda bir yer ya da bir şey yok. Ancak; Çorum'da mutlaka görülmesi gereken bir yer var. O da Hattuşaş.
Gerek ilk öğretimde gerekse de lisede çok duymuşuzdur Hititlerin başşehrinin neresi olduğunu.
Hattuşaş!
O hep duyduğum, ülkemizin tarihin beşiği olmasının nedenlerinden biri olan Hititlerin Başşehri Hattuşaş'ı göreyim dedim.
Çorum ili her ne kadar Ankara-Erzurum güzergahı üzerinde kalsa ve Sungurlu'da bu güzergahın geçtiği yer olsa da, Hattuşaş'a ulaşım yine de çok zor. Haa unutmadan söyleyeyim! Sungurlu'da dikkatimi çeken bir şey vardı. O da geç denebilecek bir saat olmasına, çoğu dükkan kapalı olmasına karşın kasapların hepsi geç saatlere kadar açık.
Kaldığımız yerden devam edelim. Hattuşaş çok ters bir yerde kalıyor. Çorum'un Boğazkale ilçesi sınırları içinde. Boğazkale'ye ilçe dememe bakmayın. Nüfusu 1.500 kişi. İlçelikten düşmemesinin nedeni de sınırları içinde Hattuşaş'ı barındırması. Boğazkale Sungurlu ile Yozgat yolu üzerinde. Sungurlu'dan Boğazkale'ye minibüs var ama bu minibüs pazar günleri çalışmıyor. Pazar günü Hattuşaş'a ulaşmak için tek şansınız taksi. Taksi de normalde 60 lira yazıyor. Gidiş geliş 120 TL. Gerisi sizin pazarlık gücünüze kalmış. Bu zamanda bir yere ulaşmanın böyle zor olması aklıma okuduğum bir kitabı getirdi. Reşat Nuri Güntekin'in Anadolu Notları. Reşat Nuri Anadolu'yla ilgili notlarında pek çok kez yollarda yaşadığı sıkıntıdan, bir yere giderken ki zorluklardan söz etmiş. Elbette ki hala o zaman ki kadar zor değil ulaşım ama yine de böylesine önemli bir yere ulaşmanın bu kadar zor olmasına aklım ermedi. Sözü uzatıp amaçtan uzaklaştım. Sözün özü Hattuşaş böyle sapa bir yerde. Tüm bu dezavantajına karşın görülmeye değer.
- O -
Ankara'dan gelen otobüs dinlenme tesisinde beni aldı. Sungurlu'dan Erzurum'a doğru otobüsle yola koyuluyoruz. Yola çıkalı henüz 5-10 dakika oldu. Bu sırada şehir merkezinden çıktığımız için sürücü iç ışıkları söndürdü. Söndürdü ama otobüsün içi devinimli. Moladan yeni çıkıldığı ve saat çok geç olmadığından uykunun ve yemeğin rehaveti sinmemiş durumda. Kimi kulağına kulaklığını taktı ve koltuk arkası televizyonundan kendine kanal bakıyor. Kimi televizyona ihtiyaç duymuyor telefonunun internetini açmış görüntü izliyor. Arka sıralardan birinde birbiriyle ahbap olan iki kişi sohbeti koyulaştırıyor. Kafasını cama dayayıp kısık sesle sevgilisiyle konuşan da olmaz olur mu? Elbette var. Şimdi de bir dayı televizyonu açamadı, muavini çağırdı Muavin her zaman ki hali bu olduğundan mı yoksa yorgunluktan mı bilmem lalettayin yardımcı oldu. Muavin amcanın işini gördü. Şimdiyse arka kapının basamaklarında 4 tane çay hazırlıyor. Hareketleri yine isteksiz ve mekanik ama bu işi yaparken daha özenli. Çayların her biri için çeyrek dilim limon kesti, yavaşça ve çayları sıçratmadan limonu çayla dolu kağıt bardaklara bıraktı. Çayları hazırlayınca 4 bardağı ustalıkla alıp sürücünün yanına gitti. Çaylara şeker koyduğunu görmedim. Muhtemelen kıtlama içecekler. Afiyet olsun.
Biraz sonra kulaklığı telefonuna tam takamamış ve telefonun sesini dışarı veren bir kız durumun farkında olmayıp tüm otobüse dizi dinletiyor.
Biri de kulaklık takmaya tenezzül etmeyerek yüksek denebilecek bir sesle maç izliyor.
Maçı anlatan sunucunun pozisyon sırasında bağırması nedeniyle kızcağızın izlediği dizideki konuşmaları ara sıra kaçırıyorum ama ziyanı yok.
Tam arkamdaki koltukta bir genç oğlan telefonla konuşmaya başladı. Bir alım satım işini halletmeye çalışıyor gibi duyuluyor. Alım satım işinden bana komisyon düşme ihtimali düşük olduğundan konuşmayı dinlemiyorum. Diziye odaklanmaya çalışıyorum. Çalışıyordum ki... Kızcağız durumun farkına vardı ve kulaklığı telefona oturttu. Karanlıkta yüzünü göremiyorum ama muhtemelen bir kabahat işlemişcesine yüzü biraz kızarmıştır...
... Sürücü acı bir fren yaptı. Bir iki koltuktan başlar havaya kalktı. Aynı başlar frenin nedenini öğrenmek için öne doğru uzandı. Bu ani frene otobüsün önündeki otomobilin neden olduğu anlaşılınca bir amca "Cık, cık, cık!" dedi ve kafasını yeniden televizyonuna gömdü.
Çorum'dan çıkarken polislerin yaptığı uygulamaya neyse ki bizim otobüs takılmadı. Bindiğim otobüsün firmasının iyi namından olsa gerek...
Amasya otogara girdik İnenler indi, binenler bindi. Arka koltuktaki yolcular değişti. Yeni gelen iki adam hemen kaynaştı ve muhabbet siyasete geldi. Siyasete girdilerse çıkmak bilmeyecekler demektir. Benim de tadım ve yazasım kaçtı Kulağıma kulaklığımı taktım. Telefonun sesini iyice açtım ve otobüsün beni alıp götürmesi gibi beni uzak diyarlara götüren, beni benden alan bir şarkı tutturdum. Alagül. Benden bu kadar.