30 Ekim 2016 Pazar

Türkiye'nin Bölgeleri = Organları

     Herkesin bildiği gibi Türkiye 7 Coğrafi Bölge'ye ayrılmıştır. Ben bu bölgeleri hep bir insanın organlarına benzetirim. Şöyle ki;

1.) Marmara Bölgesi = Bir insan için baş ne ise Türkiye için Marmara Bölgesi de odur. İnsanın en önemli, en göz önünde, en gösterişli yeridir baş. Yüz baştadır, beyin baştadır, ağız baştadır. Saymakla bitmez başın önemi. Aynen öyle de Marmara Bölgesi Türkiye'nin ekonomik, sosyolojik, tarihi merkezlerini barındırır. İlkin İstanbul. İstanbul ki tek başına bir devlet, tek başına bir medeniyettir. İstanbul'u da insan yüzüne benzetirim. Bakmaya kıyılamayacak, güzel mi güzel bir kadın yüzü mesela. En çok önem oraya gösterilir. En çok bakım oraya yapılır. Hayran hayran izlettirir kendini. Göze sürme çekilir. Dişler fırçalanır. Yanaklara allık, dudaklara ruj sürülür. Tıpkı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mahir olduğu işlerden biri olan otoyol kenarlarındaki peyzaj çalışmaları gibi...
     İnsan başı en önemli yerdir dedik ya. O yüzden Marmara Bölgesi en kalabalık yerdir. İnsanın başı ağrıdı mı hiçbir şey düşünmez olur. Marmara Bölgesi'nin yaşadığı sıkıntı da herkesten önce ele alınır. Her şeyden önemli duruma gelir.

2.) Karadeniz - Ege - Akdeniz Bölgeleri : Bunlar nasıl ki Türkiye'nin kıyı bölgeleridir, sanki kol ve bacaklar gibidir.
     Karadeniz Bölgesi örneğin; coğrafi yapısı ve coğrafi yapısının getirdiği iklim özellikleri nedeniyle orada yaşam zordur, yaşamak çaba gerektirir, uğraş gerektirir. Kısacası güçlü olmayı gerektirir. Tıpkı kollar gibi. Kollardır insanın yükünü en çok çeken. Ağırlıkları kaldırmak, güçlükleri uzaklaştırmak, çabaları göstermek için en çok kullanılan.
     Ege ve Akdeniz ise; birbirine benzerler kısmen ya da çokça... Ege ve Akdeniz sıcaktır, soğuğu pek sevmezler. Sizi bilmem ama bu halleri bana kadınların üşümelerini çağrıştırır hep. Nasıl ki tüm kadınlar üşür ve genel geçer, değişmez ve de değişmeyecek bir kuraldır bu; Ege ve Akdeniz denince de akla o insanı tuzsuz helva gibi gevşeten, yumuşatan sıcaklık gelir. İnsanın bacakları gibidir Ege ve Akdeniz. Kısa etek giymek için ağda yapılmış ve tertemiz edilmiş bir kadın bacağıdır sanki. Ege'de evlerin bahçe duvarları alçaktır ve perdeler sıkı sıkıya kapanmazlar. Birçok evin içi görünür dışarıdakiler tarafından. -Sizce de yolda yürüyen bir kadının bacakları gibi değil midir bu durum?- Geçerken bakmadan edemez insan. Gözü takılır insanların belki isteyerek belki de istemeyerek...

3.) İç Anadolu Bölgesi = Anadolu'yu insanın gövdesi olarak sayarsak İç Anadolu Bölgesi kuşkusuz insanın kalbidir. Bana göre kalp insanın başkentidir. O olmadan yaşayamaz, odur bedenin her yerine kan pompalayan, odur her yere oksijen gitmesini sağlayan. İç Anadolu Bölgesi'nden yayılır tüm Türkiye'ye emirler, talimatlar. Hizmetler, yapılacaklar... Organizasyonu sağlayandır İç Anadolu Bölgesi.

4.) Doğu Anadolu Bölgesi = Anadolu'yu insanın gövdesi sayarsak dedik ya, kalpten geriye kalan da Doğu Anadolu Bölgesi'dir işte. Bedenin en çok yer kaplayan bölümü gövde, Türkiye'nin en büyük yüzölçümlü bölgesi Doğu Anadolu'dur. Soğuktur Doğu Anadolu. Soğuğa karşı önlem almak gerektir. Sıkı giyinmek gerektir. Soğuğa karşı önlem almazsan, sıkı giyinmezsen; mideni üşütürsün, karnını üşütürsün, ciğerini üşütürsün, sırtını üşütürsün. Sözün özü; soğuktan çok çeker insanın gövdesi. Bir o kadar da yaşamsal organları barındırır. Saydık ya demin, akciğer, karaciğer, mide, böbrek... Bunlar olmasa yaşayamaz insan. Bunlara bir şey olacak olsa yarım olur insan. Ağrı, Erzincan, Erzurum, Kars, Van... Türkiye'nin temel taşları, yapının temel kolonlarıdır bunlar.

5.) Güneydoğu Anadolu Bölgesi = Son olarak; bizim de en son yazdığımız üzere, hep en sona kalır Güneydoğu Anadolu. En geri kalan, geri bırakılan, geri bırakılmış, geri bırakılmak istenilen bölgedir. Bunu hiç mi hiç hak etmez oysa ki. Bu durum onun insan ayağına benzemesine neden olmaktadır. İnsan ayağıdır tüm bedeni taşıyan, tüm bedenin ağırlığını çeken. İnsanlar en az ayağına bakım gösterir. En az ayağını önemser. Onu kaderine bırakır. Ayaktır tüm gün bir ayakkabı içinde havasız kalan. Derdi büyüktür ayağın. Bedenin en uzak bölümüdür ve belki bu yüzden en az önemsenen, en az sesi duyulan, en az sorunları dikkate alınanıdır. Diğer organların umurunda değildir ayağın sorunları. En çabuk o üşür, zordur onu sıcak tutmak. Ancaaaak; böylesine bedenin en ucundaki organ olsa bile oradaki sorun tüm bedeni yakar, kavurur....





28 Ekim 2016 Cuma

Özlü ve Anlamlı Söz

Bir devletin yıkılışından önce yasaları çoğalır.
-Tacitus-

The more numerous the laws, the more corrupt the government.
-Tacitus-

14 Ekim 2016 Cuma

DeFacto'nun Jean Yanardönerliği

DeFacto dediğimiz giyim markası yaklaşık 8-9 yıl önce yaşamımıza girdi. Ondan öncesinde DeFacto diye bir şey bilmezdik. Yaşamımıza girişi de zaten o zaman televizyonlarda dönen reklamları ile oldu. Reklamın sözü şuydu: "JEAN AMERİKA'NIN ŞALVARIDIR. AMERİKANIN SÖZÜM ONA RAHATLIĞINA KARŞI AKDENİZLİ DEFACTO!"
Bu söz jean'e sataşma olmanın yanında şalvara da hakaret içeriyordu ama o zamanlar pek üstünde durulmadı. Neyse;
Bu atarlı tavırlı DeFacto, aradan geçen yıllarda yeni bir reklam filmi çıkarmış. Sözü de şu: "Jean çıktı! Arkasında Amerika yok. DeFacto var."
Yok ya! Sen zamanında artistlik yap, Jean Amerika'nın şalvarıdır de. Oradan prim yap. Sonra da tut Jean üret, sat. Ne güzel dünya, ne güzel düzen bu anasını satayım...


İzlemek isteyenler için reklam filmlerinin bağlantıları. Buyrunuz...

Jean Amerika'nın Şalvarıdır.

İrem Derici'li Jean Reklamı