28 Ağustos 2017 Pazartesi

Şadiye Osmanoğlu / Babam Abdülhamid - Saray ve Sürgün Yılları Kitabından Bir Kesit

    Babam İngiltere'nin, Hindistan siyasetini Akdeniz ve Hint Denizi sahaları üzerindeki Osmanlı İmparatorluğu için tehlikeli emellerini vaktinde kavramış ve karşı koymak için Alman nüfuzuna müracaat etmişti. (Alman askeri mütehassısları, Anadolu, Bağdat ve Hicaz demiryolları imtiyazları) Kısaca, Orta Şarkta Almanya'nın kuvvetini İngiltere'nin karşısına çıkarabilmişti. Alman Kayseri II. Wilhelm'i İstanbul'a daveti ve gösterdiği müstesna misafirperverlik, en nihayet Kayser'in Kudüs-i Şerifi ziyareti, orada kendisini 300 milyon müslümanın halifesinin "dost"û olarak ilan etmesi, gerek İngiliz ve gerekse Rus'ların üzerinde frenleyici tesirler icra etmekten hali kalmamış ve bu iki devletin hükümdarını Reval'de buluşmaya sevketmiştir. Fakat Reval mülakatı, Alman propagandası tarafından Rusya ve İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğunu taksime karar verdiklerine dair bir sözleşme şeklinde yorumlanıp, yayınlanmıştır. Bu telkin maalesef çok müessir olmuş ve Türk umumi efkarı, Alman nüfuzu altına sür'atle ve umumi heyetiyle kaymıştır. Eğer, II. Wilhelm'in I. Cihan Harbinden önce Londra, Viyana, Roma, Vatikan, Atina, İstanbul, Filistin,  Tunca ziyaretleri, pangermanizm ideolojisi," Almanya'nın istikbali denizlerdedir." şeklindeki tehditkar nutukları toplu bir halde Reval mülakatı ile beraber mütalaa edilebilseydi, Reval hükümdarlar Konferansının gayesi, Almanya ile hesaplaşmak esasına dayanan bir anlaşma olduğu, bizim de ancak böyle bir Alman meselesi için müzakere edilmemiz icap ettiği anlaşılırdı. Babam, Alman propagandasına tamamiyle teslimiyet gösteren İttihat ve Terakki komitesi karşısında kendi görüşünü hâkim kılamamıştır. Eğer bunda muvaffak olsaydı, belki Reval'deki konuşmayı yapan hükümdarlar, İstanbul'da babamla birlikte bir üçlü konferans akdederek doğrudan doğruya Alman meselesini görüşeceklerdi. Osmanlı İmparatorluğunu, kendi tecavüz planları için bir vasıta halinde kullanmayı tasarlayan Almanya karşısında, bu sefer İngiltere ve Rusya ile birlikte bulunacaktı. Çünkü, bu safhada, Osmanlı Devletinin, müdafaa gayretlerini teksif ettiği Avrupa topraklarını Rus'larla paylaşan İngilizler değil, Almanlar (Avusturya)dır. Almanlar, taksimin Reval'de İngilizler ile Rus'ların yaptığı hakkındaki kesif propaganda perdesi arkasında, önce ikinci meşrutiyeti İttihat ve Terakki eliyle ilan ettirmişler, babamın elindeki hükümet selahiyetlerini azaltmışlar, İttihat ve Terakkiyi devlet siyasetine hakim kılmışlar ve akabinde de Balkanları Buchlau anlaşması ile (15 Eylül 1908) derhal Rusya ile taksim etmişlerdir. Onlara, Bulgaristan'ı istiklaliyetini ilan yolu ile terk etmişler, kendileri de, (Avusturya)  Bosna-Hersek'i aynı gün ilhak etmişlerdir. (5 Ekim 1998)
     Bu taksimde ise Almanlar aslan payını almışlardır. Kendileri Tuna cenubunda fiilen bir köşebaşı tesis etmişler, Rus'ların önüne, Romanya'dan sonra bir Bulgaristan tanponu tesis ederek onları Bulgaristan'daki gayelerinden yeniden ve fiilen uzaklaştırmışlardır. Basarabya'ya hapsetmişlerdir.