Ülkemiz Konya, Sivas, Erzurum gibi yüz ölçümü olarak devasa illere sahip olduğu gibi Düzce, Bayburt, Kilis, Bartın gibi şirin, mini minnacık illere de sahip. Bazı illerimizi gidip gördüğümüzde; hem küçüklüğü hem de nüfusunun azlığı nedeniyle 'Burası nasıl olmuş da il olmuş?' denilen yerler karşımıza çıkabiliyor. Böylesi illerden biri de Bilecik. Gerek yüz ölçümü gerekse de nüfus olarak küçük bir il olsa da bu tür olumsuzluklarının yanında coğrafi olarak bulunduğu yer, tarihi açıdan değeri gibi konulardaki önemi bu eksilerini götürüyor.
Bilecik'e seviye atlatan önemli bir gelişme de Yüksek Hızlı Tren. Yüksek Hızlı Tren'in Bilecik'ten geçmesi hem İstanbul'a hem Ankara'ya hem de Eskişehir'e yakın olan bu ilin ulaşım anlamında çok daha erişilebilir bir yer olmasını sağlamış durumda.
Sözü gelmişken Yüksek Hızlı Tren'le ilgili de bir şey söylemek isterim. Tren dünyada en güvenli ulaşım aracı olarak görüldüğü gibi ülkemizde de hızlanan hatlar ile daha tercih edilir bir duruma geldi. Ben de İstanbul-Ankara arası yolculuklarda tercihimi ne hava yolundan ne de kara yolundan yana kullanıyorum. Tren yolunu tercih ediyorum. Bilecik'ten sonra yolun düzleşmesi dolayısıyla tren çok hızlandığı için çevreyi izlemek pek olanaklı değilse de, Adapazarı'na kadar olan bölümde gerek deniz gören yerlerde gerekse Sakarya'da, Arifiye-Gevye arası Necip Fazıl Kısakürek'in türküsüne adını veren Sakarya Nehri'nin yanı sıra uzanan hatta çok güzel manzaralar bulunuyor.
Gelelim Bilecik'e. Bilecik denince birçoklarının aklına ilk olarak Şeyh Edebali geliyor. Şeyh Edebali ya da diğer bir deyişle Şeyh Adabalı Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi'nin akıl hocası. Osmanlı İmparatorluğunun manevi temellerinden biri. Osman Gazi'ye devlet yönetimiyle ilgili öğütleri dilden dile söylenir durur. "Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!"Böyle önemli bir insan olması dolayısıyla Bilecik'in merkezinde Şeyh Edebali'nin türbesi bulunuyor. Bu türbe manzarası güzel, çevreye hakim bir tepe üzerinde yer alıyor. Aslında burası bir külliye. Külliyede türbeyle birlikte tarihi Orhangazi Camii ve çeşmeler var. Tarihi bu yapılarla birlikte bunların bulunduğu yere tüm Osmanlı Padişahları hakkında bilgilerin yer aldığı bir açık hava müzesi kurulmuş. Ayrıca; güzel bir simülasyon salonu da var. İsteyenler orada sinema salonunda Osmanlı ve Şeyh Edebali hakkında bilgi içeren filmler izleyebiliyorlar.
Şehrin çarşısından türbeye yürüyerek inilebiliyor. Ancak; sıcağın da etkisiyle ve biraz da yorgunluk baş gösterdiğinden dönüşte yokuş çıkmak biraz zorlayıcı oluyor. Dönüş yolunda Belediye Binasının bulunduğu yerde ve Belediye Binasının bahçesinde Bilecik'in saat kulesi var. Bu saat kulesi Bilecik'e uyar bir şekilde küçük ve şirin. Güzelcecik saat kulesine çevre düzenlemesi yapılmış ve kule etrafıyla birlikte bakımlı bir görünüme sahip.
Bilecik çevre ilçeleri hesaba katılsa dahi küçük bir il olduğundan Bilecik'in merkezinde de tarihi ve turistik pek bir yer yok. Bilecik'in küçük müzesine girdiğimde Şeyh Edebali ile ilgili şeylerin dışında Osmaneli İlçesinin kendine özgü evlerinin varlığından haberdar oldum. Tarihi ve kültürel açıdan zengin bir ilçe olan Osmaneli'nin Safranbolu Evlerini hatırlatan tarihi ve özgün evleri var. Birçoğu bozulmuş, kötü durumda ve yıkık olsa da özgün ve iyi durumda olan evler de bulunuyor. Orhaneli ilçesi tarihi ve turistik olarak ilgi çekici bir yer ama şehir merkeziyle arasında biraz mesafe var.
Bilecik'le ilgili son değineceğim şey bir cafe. Bilindiği gibi nostaljik konseptte cafeler oldukça revaçta. Bunlardan biri de Bilecik'te. Bilecik Otogar'ının karşısındaki Cafe Nostaljik. Bu cafe "nostaljik" konseptiyle gördüğüm en güzel cafe. Üst katlarda güzel bir manzarası da var. Tüm duvarlar yeşilçam resimleri ve replikleriyle dolu. Yeşilçam filmlerine düşkün kişilerin uğramadan geçmemesi gerektiğini söyleyebilirim.









