Nişantaşı'nda olduğunu düşünüp Nişantaşı Üniversitesi'ni tercih eden ve kazanan bir kişinin üniversitenin Nişantaşı'nda olmadığını öğrenmesinden daha kötü bir şey varsa o da İstinye Üniversitesi'ni İstinye'de sanarak yazan birinin İstinye Üniversitesi'nin İstinye'de değil de Cevizlibağ'da olduğunu öğrenmesidir.
28 Mayıs 2016 Cumartesi
22 Mayıs 2016 Pazar
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Yeni Anayasası
Adalet ve Kalkınma Partisi yıllardır yeni Anayasa yapılması gerektiğini, hatta yeni Anayasa yapılmasının zorunlu olduğunu, ülkenin darbe Anayasası ile yönetilmesinin olanaksız olduğunu söylüyor.
Evet, bakıldığında yıllardır tutarlı bir şekilde aynı şeyi söylüyorlar. Ancak; iş söze değil de, eyleme gelince dediklerini yapabilecekler mi bakalım?
Herkesin görüş birliğine vardığı ortak bir nokta var. O da şu ki; Türkiye'nin yeni bir Anayasaya gereksinim duyduğu, Darbe Anayasası'nın antidemokratik olduğu, sivil bir Anayasa'ya gereklilik duyulduğu konusudur. Bu konuda herkes aynı düşüncede. Adalet ve Kalkınma Partisi'nden, Cumhuriyet Halk Partisi'ne, Halkların Demokratik Partisi'ne...
Bir an şeytanın avukatlığını yapmak ya da aykırılık yapmak gerekirse;
Doğrudur, yeni bir Anayasa gerekli, bu darbe Anayasası ile yönetim olanaksız. Kaldı ki, bu Anayasa yamalı bohçaya döndü.
Ancak; şu anda iyi kötü bir Anayasamız var ve yürürlükte. Ülke 30 küsur yıldır bu Anayasa ile yönetiliyor. Bana göre, şimdiki iktidar darbe Anayasası kadar bir Anayasa bile yapamaz. Bunun en güzel örneği 2010 Referandumunda ortaya çıktı. 2010 Referandumunda yapılan değişiklikle HSYK'nın yapısını değiştiren Adalet ve Kalkınma Partisi, çok değil 2 yıl sonra kendi yaptığı Anayasa Değişikliğinin HSYK'nın demokratik olmayan bir yapıya girmesine çanak tuttuğunu söylemek ve savunmak durumunda kaldı. Yani, Adalet ve Kalkınma Partisi kendi getirdiği Anayasa maddesinin 2 yıl bile arkasında duramadı. Tümden yapacağı Anayasa için 3-5 ay sonra "Ya bu olmamış. Bunu değiştirmek gerekiyor." demeyeceği ne malum?!
Sözün özü; Allah (c.c.) kimseyi kendi yaptığı Anayasa'nın antidemokratik bir yapıya neden olduğunu söylemek zorunda bırakmasın.
16 Mayıs 2016 Pazartesi
Kısmetsizlik Seviyem
Bu akşam bir işim vardı ve Çapa'daydım. Evim de karşıda. İşlerimi bitirdim ve geri dönmek için tramvay durağına doğru ilerledim. Tam o sırada birden durağa yanaşan tramvayı gördüm. Saatin geç olması nedeniyle "Şimdi bunu kaçırırsam 10 dakika daha yenisi gelmez. Yardır oğlum!" diyerek tramvaya yetişmek için koşmaya başladım. Tam turnikelere geldiğimde hiç yapmadığım bir şey yaptım ve tramvayı kaçıracağımı düşünerek İstanbul Kartımı okutmadan pusetli yolcuların geçtiği yerden geçtim ve tramvaya binebildim. Tramvaya bindikten sonra vatmanın bulunduğu bölümün arkasındaki koltuğa oturdum. Benim kaçak geçtiğimi özel güvenlik görevlisi farketmiş. Dışarıdan, camdan işaret ederek kartını niye okutmadın dedi. Ben de, yarı seslenerek yarı el hareketleriyle tramvay kaçıyordu, mecbur kaldım dedim. Görevli, olur mu öyle, dedi kendince. Ben de aylık benimki zaten dedim. Görevli yine, olsun dercesine el kol hareketi yaptı. Ben de haklısın ama ne yapayım kaçıyordu dedim. Görevli bundan tatmin olmadı, kafasını mutsuz mutsuz sağa sola çevirdi ama başka da bir şey demedi.
Sonrasında ben kendi kendime; "Ulan sanki iki liranın lafını mı yapacağız, sanki parasından kaçtım!" diyerek olayı yorumladım. Sonra da, hak geçmesin, inerken kartımı okutayım bari diye karar verdim.
Yol sürdü, sürdü ve Kabataş'a geldik. Kabataş'ta tramvaydan indikten, turnikelerden çıktıktan sonra kartımı okuttum ve kimse geçmesin diye elimle de turnikeyi çevirdim. Sonra, karşıya geçeceğim için vapur iskelesine yola koyuldum. Vapur iskelesine geldiğimde kartımı okuttum ama yetersiz bakiye uyarısı verdi. Önce, şaşırdım. Ardından, 10 dakika içinde bir daha basamıyorduk ya, herhalde ondan oldu diye düşündüm. O süreyi doldurmak için beklemeye başladım. O sırada da, vapur yavaş yavaş doldu ve kalkış zamanı gelmeye başladı. Süre dolmuştur diye düşünerek yeniden okutmayı denedim ve sonuç yine aynı. Kıpkırmızı bir "Yetersiz Bakiye'! O sırada da vapur kalktı, gitti tabi. Ben biraz daha bekleyerek iki kez daha kartı okutmayı denedimse de aynı durumla karşılaştım. Bu kez de, aynı yere okuttuğum için görmüyor olabilir diye düşündüm. Çünkü 10 dakikalık süreyi çoktan geçirmiştim. Aylık kartın devreye girmesi gerekirdi. 'En iyisimi yine tramvay turnikelerine gideyim, orada okutayım, sonra yine buradan okuturum.' diye düşündüm. Tramvay durağına gittim. Bismillah dedim, kartı okuttum... Yine yetersiz bakiye! Çıldıracağım!.. Baktım olacağı ve yapacak bir şey yok zorunlu olarak karta para yükleyiverdim.
Yeniden vapur iskelesine geldim ve kartı okutttum. Güzelim 2 lira 35 kuruş sarı sarı eridi gitti...
Hak geçmesin diye romantiklik yaptık, tramvaydan inerken kartı okuttuk, 10 dakika beklemeyeyim derken 30 dakika gecikmiş oldum ve üstüne bir de param gitti. Şu anda vapurdayım ve başkaları gözyaşlarımı görmesin diye yüzümü cama dayadım ve yaşlı gözlerle yoldan geçen tramvayı izliyorum. Bildiğin, iyilikten maraz doğdu ya la!..
1 Mayıs 2016 Pazar
Rahmet Peygamberi
Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir keresinde çok ağır hakaretlere maruz kalmış, melek imdadına koşmuş, eğer isterse bir dağı kaldırıp bu asi kavmin tepesine indirebileceğini söylemişti. ama o şefkat abidesi insan ellerini kaldırarak; "Allah'ın, onların neslinden (kıyamete kadar) yalnızca Allah'a ibadet edip O'na şirk koşmayan birilerinin çıkacağını ümit ediyorum." demiş ve onlara herhangi bir belanın gelmesini istememişti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)