Bu akşam bir işim vardı ve Çapa'daydım. Evim de karşıda. İşlerimi bitirdim ve geri dönmek için tramvay durağına doğru ilerledim. Tam o sırada birden durağa yanaşan tramvayı gördüm. Saatin geç olması nedeniyle "Şimdi bunu kaçırırsam 10 dakika daha yenisi gelmez. Yardır oğlum!" diyerek tramvaya yetişmek için koşmaya başladım. Tam turnikelere geldiğimde hiç yapmadığım bir şey yaptım ve tramvayı kaçıracağımı düşünerek İstanbul Kartımı okutmadan pusetli yolcuların geçtiği yerden geçtim ve tramvaya binebildim. Tramvaya bindikten sonra vatmanın bulunduğu bölümün arkasındaki koltuğa oturdum. Benim kaçak geçtiğimi özel güvenlik görevlisi farketmiş. Dışarıdan, camdan işaret ederek kartını niye okutmadın dedi. Ben de, yarı seslenerek yarı el hareketleriyle tramvay kaçıyordu, mecbur kaldım dedim. Görevli, olur mu öyle, dedi kendince. Ben de aylık benimki zaten dedim. Görevli yine, olsun dercesine el kol hareketi yaptı. Ben de haklısın ama ne yapayım kaçıyordu dedim. Görevli bundan tatmin olmadı, kafasını mutsuz mutsuz sağa sola çevirdi ama başka da bir şey demedi.
Sonrasında ben kendi kendime; "Ulan sanki iki liranın lafını mı yapacağız, sanki parasından kaçtım!" diyerek olayı yorumladım. Sonra da, hak geçmesin, inerken kartımı okutayım bari diye karar verdim.
Yol sürdü, sürdü ve Kabataş'a geldik. Kabataş'ta tramvaydan indikten, turnikelerden çıktıktan sonra kartımı okuttum ve kimse geçmesin diye elimle de turnikeyi çevirdim. Sonra, karşıya geçeceğim için vapur iskelesine yola koyuldum. Vapur iskelesine geldiğimde kartımı okuttum ama yetersiz bakiye uyarısı verdi. Önce, şaşırdım. Ardından, 10 dakika içinde bir daha basamıyorduk ya, herhalde ondan oldu diye düşündüm. O süreyi doldurmak için beklemeye başladım. O sırada da, vapur yavaş yavaş doldu ve kalkış zamanı gelmeye başladı. Süre dolmuştur diye düşünerek yeniden okutmayı denedim ve sonuç yine aynı. Kıpkırmızı bir "Yetersiz Bakiye'! O sırada da vapur kalktı, gitti tabi. Ben biraz daha bekleyerek iki kez daha kartı okutmayı denedimse de aynı durumla karşılaştım. Bu kez de, aynı yere okuttuğum için görmüyor olabilir diye düşündüm. Çünkü 10 dakikalık süreyi çoktan geçirmiştim. Aylık kartın devreye girmesi gerekirdi. 'En iyisimi yine tramvay turnikelerine gideyim, orada okutayım, sonra yine buradan okuturum.' diye düşündüm. Tramvay durağına gittim. Bismillah dedim, kartı okuttum... Yine yetersiz bakiye! Çıldıracağım!.. Baktım olacağı ve yapacak bir şey yok zorunlu olarak karta para yükleyiverdim.
Yeniden vapur iskelesine geldim ve kartı okutttum. Güzelim 2 lira 35 kuruş sarı sarı eridi gitti...
Hak geçmesin diye romantiklik yaptık, tramvaydan inerken kartı okuttuk, 10 dakika beklemeyeyim derken 30 dakika gecikmiş oldum ve üstüne bir de param gitti. Şu anda vapurdayım ve başkaları gözyaşlarımı görmesin diye yüzümü cama dayadım ve yaşlı gözlerle yoldan geçen tramvayı izliyorum. Bildiğin, iyilikten maraz doğdu ya la!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder