Biliyorum klasik ama bir o kadar doğru bir sözdür: "Milletçe zor günlerden geçiyoruz." Evet. Ne yazık ki öyle! Böyle zamanlarda bazan mutlu olduğumda, gülüp eğlendiğimde kendimi suçlu hissediyorum. Bunca acı yaşanırken yaşamımı hiçbir şey yokmuş gibi sürdürmek zoruma gidiyor.
Ancak; yine de bir an geliyor, küçücük bir şey insanı öylesine mutlu edebiliyor ki önüne geçmek mümkün olmuyor.
Bugün iş dönüşü otobüse bindim. Malum iş çıkışı saati, trafik berbat. Otobüste insanların kimisi oturuyor, kimisi ayakta, kiminin kulağında kulaklık müzik dinliyor, kimi başını tutamamış uykuya dalmış. Herkesin durumu değişik ama herkes yorgun. Herkesin suratı ifadesiz. Herkes ruhsuz...
Otobüs bir durağa yanaştı ve yolcular otobüse binmeye başladılar. Alışkın olduğumuz üzere insanlar kartlarını cihaza okuturken cihazdan ya geçerli anlamına gelen ses çıkıyor ya da dizilere bile replik olan o "doriro, doriro, diroro" şeklindeki sinir bozucu ses geliyor ve bir kadın sesi yetersiz bakiye uyarısını yapıyor. Yine insanlar birer birer kartlarını okuttular ve sözünü ettiğim sesler geldi. Ancak, bir hanımefendi kartını okutunca cihazdaki o kadın sesi "Doğum gününüz kutlu olsun!" deyiverdi. İETT'nin böyle bir uygulaması olduğunu bilmiyordum. Şaşkınlıkla ve biraz da hoşuma giderek kapıya doğru baktım. Genç hanımefendi de şaşırmıştı. Doğum günü, yıldönümü, bayram gibi günleri kutlama alışkanlığı olan biri olmama rağmen hanımefendiye "Doğum gününüz mü?" diye sordum. O da evet dedi tebessüm ederek, gözleri de dolmuştu biraz. Belli ki onun için de sürpriz olmuştu bu ses ve onun da hoşuna gitmişti.
"Nice senelere!" dedim. Teşekkür etti. Bir iki kişi daha aynı şekilde hanımefendinin doğum gününü kutladı. Bu nedenle otobüste bizim olduğumuz tarafta ufak bir gülüşme oldu. O gülüşme sonrası yüzümde bir süre o hoşnut ifade kaldı. Sonra herkes olağan durumuna döndü. Otobüs yine sessiz, ruhsuz, yorgun oluverdi.
Kısa bir an bile olsa bizi böylesine mutlu eden İETT'ye teşekkürü bir borç bilirim.
08.10.2015
Libadiye
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder